Ana Sayfa

CISACADEMIA

Türk-Müslüman Söyleminde Bilim Anlayışı

DOI: 

https://doi.org/10.47059/ml.v20iS4.3836

ÖZET

Bu makalede bilginin Türk-Müslüman özgüllüğünü belirlemeye yönelik bir girişimde bulunulmaktadır. Genetik yöntem, birleşik ve kesintisiz bir bilim söylemini ayırt etmemize imkân tanımaktadır. Ebu Nasr el-Farabi, Türk bir düşünür ve Arapça konuşulan dünyadaki Meşşailiğin kurucusuydu. El-Farabi Güney Kazakistan’da doğmuştur. 9. ve 10. yüzyıllarda yaşamıştır. El-Farabi’nin fikirlerinin Kazak düşünür ve aydınlatıcı Abay Kunanbayev’in (1845-1904) görüşleriyle karşılaştırıldığı bilimsel çalışmalar bulunmaktadır.

İsmail Gaspıralı (1851-1914), Kırım Tatarı bir eğitimci ve Cedidciliğin kurucusuydu. Yazılarında el-Farabi’den söz etmiştir. Üç Türk düşünürün manevi mirasının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. El-Farabi’nin mirasında kültürlerarası diyalog ortaya konmuştur. Doğu ile Batı arasındaki kültürlerarası diyalog, Türk maneviyatı, İslam ve Yunan filozoflarının (Platon, Aristoteles vb.) antik mirası; evrene, topluma ve insana dair eksiksiz ve kapsamlı bir anlayış içeren Türk-Müslüman bilimsel bilgi modelinin oluşumuna katkıda bulunmuştur. Abay Kunanbayev ve İsmail Gaspıralı, insanı ve evreni ayrılmaz bir bütünlük içinde tasavvur etmişlerdir. Her ikisi de toplumu geliştirmenin yolunu kültürlerarası diyalogda ve Doğu ile Batı arasındaki etkileşimde görmüştür.

Günümüzün küresel ekolojik, sosyo-kültürel ve siyasal sorunları yeni bilişsel yaklaşımları gerekli kılmaktadır. Bu makalede sunulan bilimsel söylem, yeni bilişsel yaklaşımlardan biri olabilir. Sunulan söylem; teori ile pratiğin, bilim ile eğitimin kopmaz bağını, a priori kaynaşmasını ilan etmektedir.

https://migrationletters.com/index.php/ml/article/view/3836

İngilizce aslından çevrilmiştir.